From'dan Dünya'ya I: Kasabadan Daha Fazlası, Bir Dizi Üzerinden "Dünya" Analizi
Son dönemin en
gizemli yapımlarından biri olan From, ilk bakışta sadece bir grup
insanın ormanlık bir alandaki gizemli bir kasabada mahsur kalmasını ve geceleri
ortaya çıkan, insansı görünümlü "gülümseyen" canavarlara karşı
verdikleri yaşam mücadelesini anlatıyor gibi görünüyor. Ancak dizinin derinlerine
indikçe, o kasabanın aslında bir coğrafya değil, insan psikolojisinin ve
toplumsal duruşlarımızın bir yansıması olduğunu fark ediyoruz.
Bu yazı,
dizinin senaryosuna dair bir tahminden ziyade; o klostrofobik atmosferin bende
uyandırdığı felsefi çıkarımların bir özetidir.
Dizi, ilk
bakışta bir korku-gerilim yapımı gibi görünse de aslında içinde yaşadığımız
modern dünyanın en çıplak metaforudur. Biz o kasabayı izlemiyoruz; biz o
kasabanın içinde, her gün aynı canavarlarla pazarlık ederek yaşıyoruz. Dizideki
o klostrofobik atmosfer, aslında bizim her gün soluduğumuz modern hayatın ta
kendisidir.
Diziyi
izledikten sonra yaptığım çıkarımlar benim aklımda "beşli sentez"
canlandırdı. İnsanlık, dizideki beş karakterin davranış tarzı ile aslnda bu
devasa dünya fanusunun içinde bu beş tarz ekseninde mücadele vermektedir:
1.
Boyd (İrade ve Düzenin Muhafızı)
Boyd, kasabayı
bir arada tutan tek şeyin "sorumluluk" olduğunu bilir. Gerçek dünyada
bizler de birer Boyd’uz; her gece kapımıza "tılsım" niyetine
asıldığımız değerlerimizle, sığlaşan topluma karşı ailemizi ve onurumuzu
korumaya çalışıyoruz. Boyd olmak, "Neden buradayız?" sorusundan
ziyade, "Buradayken kimi hayatta tutabilirim?" demektir.
2.
Jim (Akıl ve Bilimsel Kibir)
Modern dünyanın
"Jim"leri, her şeyi veriyle, kabloyla, matematikle çözeceğini sanır.
O kuleyi dikerse kurtulacağına inanır. Oysa gerçek dünya (tıpkı o kasaba gibi)
bazen aklın bittiği yerde başlar. Jim’in trajedisi, rasyonalizmin o derin ve
ruhani karanlık karşısındaki acizliğidir.
3.
Jade (Zeka ve Sistemsel Kaos)
Jade, sistemin
içindeki "bug"ları arayan yaratıcı zihindir. Ama o da tıpkı bizim
gibi, ne kadar zeki olursa olsun sistemin kendisinden kaçamaz. Zekanın, bir
anlam bulamadığında nasıl bir hırçınlığa ve boşluğa dönüştüğünün kanıtıdır. Ne
mistik öğretilere ne de bilime dayanır, büyük resmi görmeye çalışır. Arayışının
büyüklüğü, başaramadıkça öfkesini de artırmaktadır.
4.
Victor (Bellek ve Kadim Hüzün)
Victor,
kasabanın en eskisi; tıpkı bizim genlerimize işleyen yitik hikâyelerimiz gibi.
Kimse ona inanmaz ama o, resimleriyle gerçeği saklayan tek kişidir. Gerçek
dünyada Victor olmak; modernitenin "unutturma" çabasına rağmen,
köklerini ve travmalarını birer harita gibi yanında taşımaktır. Victor, yenilerin
inanmak istemeyerek baskıladığı, geçmişin haykırışıdır.
5.
Tabitha (Ruh ve Geçiş Kapısı)
Fiziksel
dünyanın sınırlarını reddedip o fenerin tepesine tırmanan ruh. Bilimin sustuğu
yerde sezgilerin konuştuğu son nokta. Bizim "başka bir dünya mümkün
mü?" diyen yanımızdır Tabitha.
Kasaba
Dışarıda Değil, İçimizde
Dizideki o
"gülümseyen canavarlar", gerçek dünyada üzerimize medeniyet, nezaket
ve teknoloji kılıfıyla gelen sığlıklardır. Bizi bir "fanusa" hapsedip
ruhumuzu emmeye çalışan o sığ insan kalabalığı, aslında gece kapıyı çalan o
canavarlardan farksızdır.
Bizim gerçek
dünyadaki "çıkış kapımız" ise ne bir kule ne de bir radyo frekansı...
Bizim çıkışımız; Boyd’un iradesini, Jim’in becerisini, Jade’in arayışını, Victor’un
hafızasını ve Tabitha’nın ruhsal arayışını birleştirebilmekte saklı.
Bu dizi bize
bir kaçış hikâyesi değil, bir "kalma ve direnme" hikâyesi
anlatıyor. Çünkü gerçek dünyada da o kasabada da, insanı kurtaracak olan şey;
peşinden gittiği arayışı ve vazgeçmediği insani sorumluluklarıdır.


Yorumlar
Yorum Gönder